ANASAYFA‹‹
KÜTÜPHANE‹‹


ANKET
Jinekoloğa 
 Şikayetim olursa giderim
 Kontrol için giderim
  
 
Beyin ve Kalbin Yaşamımızdaki Karşılıklı Etkileşimi
 

Beyinin ön kısmında bulunan frontal lobun elektrik akımıyla uyarılmasının kalbin çalışmasını geçici olarak durduğu, beyin sapındaki bulbus’ta bulunan vazomotor merkezin kan basıncı, kardiak kan atımı ve farklı organlara kanın dağıtılmasında düzenleyici bir rol oynadığı uzun zamandan beri bilinmektedir. MSS’nin aynı zamanda kalp-atım sayısının etkilediğinin de bildirilmesi, bu konuya ilginin son yıllarda giderek artan biçimde yoğunlaşmasına neden olmuştur.

Nitekim bu bulgular ve bilgiler ışığında kalp-beyin ilişkisinin araştırıldığı bilim dalı için”Nörokardiyoloji” son yıllarda benimsenen terim olmuş, 1997’de İtalya’da kurulan Nörokardiyoloji Derneği bu ad altında toplantılar yapmaya başlamıştır. Böyle bir bilim dalının formasyonunun destekleyen birçok laboratuvar, deneysel bilgiler ve klinik bulgular mevcuttur.

Sinir sistemini vücudun iç organlarını kontrol eden ve irademiz dışında çalışan bölümüne otonom sinir sistemi (OSS) denilmektedir. Vejetatif sinir sistemi adı da verilen bu sistem, çevresel sinir sistemini kalp kasına, iç organlarımızla ilgili düz kaslara ve glandlara (bezlere) sinir lifçikleri veren fonksiyonel parçasını oluşturur. OSS, başlıca beynimizde hipotalamus, daha aşağıda beyin sapı ve omurulikte bulunan merkezler tarafından kontrol edilmektedir. OSS işlevsel olarak peresempatie sempatik sistemolarak iki bölüme ayrılmaktadır.

Korku, üzüntü, kaygı, keder, ani heyecan, sıkıntı, sevinç ve çabuk sinirlenme gibi emosyonel stres yaratan durumlarda, sempatik bölümün uyarılması, taşikardi (nabız sayısında artma), bazen ventriküler ekstarasiston gibi ritim değişikliklerine yol açabilmekte, kan damarlarında ise daraltıcı bir etki meydana getirmektedir, parasempatik uyarı ise, damarlar üzerinde genişletici bir etki oluşturur. Böylece kalp atım oranını ve kalpten damarlar içine atımını azaltarak bradikardi (nabız sayısının azalması), vagalarrest (ani kalp durması), ya da atrioventriküler blok gibi ileti bozukluklarına yol açar.

Beyin kanamasından sonra kardiak ritim bozukluklarının oluştuğu, kafa travmalarından sonra, eğer beyin, ödem (beyinde sıvı artısı), hematon (beyinde kan birikimi), ya da kafa kemiklerindeki kırıklara bağlı olarak baskı altında kalmışsa, EKG değişiklikleri görüldüğü birçok klinik ve deneysel çalışma ile gösterilmiştir. EKG değişikliklerinin aynı zamanda beyindeki hipotalamik merkezlerini etkilenmesi veya vagus sinirinin aşırı uyarılması sonucu görüldüğü belirtilmiştir. Beyin sapından çıkan vagus sinirinin iki taraflı lezyonlarında nefes darlığı, kardiak arıtmı ve ölüm görülmektedir. Beyin kanamalarında % 50-70, beyindeki damar tıkanmalarında % 15-40, oranlarındaki EKG anormalliklerine rastlanmaktadır.

Dolaşım sisteminin, herhangi bir yerinden kaynaklanan kan pıhtısının daha az oranda da bakteri, yağ, hava, tümör hücresinin beyinde bir kan damarını tıkaması sonucu oluşan “serebral emboil”,beyin damar hastalıklarının % 25’ini oluşturmaktadır. Kalp hastalıkları, en başta gelen emboli kaynağıdır. Mitral lezyonu ya da aterosklerotik kalp hastalığına bağlı atriyal fibrilasyon sonucu kalbin sol kulakcığındaki pıltıdan kopan bir parça kan dolaşımına karışarak beyine ulaşır ve damar tıkanıklarına neden olabilir. Akut MI’nün ilk 2-4 haftası içerisinde hastaların yaklaşık % 2-5’inde beyin-damar hastalıkları görülübelir.

Serebnal embolide belirtiler ani olarak ortaya çıkmaktadır. Bir tarafta kol ve bacakta güçsüzlük, uyuşukluk, konuşma bozukluğu, görme bozukluğu gibi, ekokardiyografi embolinin kardiak kaynağının araştırılmasında önemli bir role sahiptir. Romatizmal kalp hastalığı olan hastaların yaklaşık % 20’sinde klinik olarak emkbolik olaylar görülmektedir.

Beyin damarlarının kafa boşluu dışındaki ülseer aterom plaklarından kopan parçalarından sıklıkla beyin embolisine sebep olduğu bilinmektedir. Bunlar beynin gelip geçii iskemi (kansızlık) nöbetlerine sebep olabileceği gibi, kalıcı beyin infarktlarına (damar tıkanmalarına) da neden olabilirler.

MI, kalp kapak hastalıkları, atrial fibrilasyon gibi ritim bozukluklarından başka, kan anormallikelri (pıhtılaşma bozuklukları, kanımızdaki alyuvarların normalden fazla oluşu) ateroskleroz, kansızlık, ani tansiyon düşmeleri beyine gelen kan akımının kesilmesine ve geçici fonksiyon bozuklukları ile giden iskemik nöbetlere neden olur.

Beynimizde en çok etkilenen bölgelerine göre değişik belirtiler ortaay çıkar. Baş dönmesi, çift görme, görme ve konuşma bozukluğu, bir kol veya bacakta veya iki taraflı güç ve hareket kaybı, ya da uyuşukluk, denge bozukluğu vb.

Buraya kadar anlattıklarımızdan anlaşılacağı gibi, bedinimizin en önemli iki organ olan kalip ve beynimizin sıkı işbirliği sayesinde sağlığımız dengeli bir şekilde devam etmektedir. Bu iki organımız bir köprünün adeta iki ayğı gibi işlevlerini sürdürmektedir. Birinin herhangi bir nedenle bozulması halinde diğeri bundan etkilenmektedir. Bu etkileşimde kişilik yapımız, ruhsal ve kalıtsal faktörler de hiçbir zaman gözardı edilmemelidir.

Prof. Dr. Kemal BAYÜLKEM

Türk Kalp Vakfı
 



  
>> SAYFA BAŞINA DÖN <<