ANASAYFA‹‹
KÜTÜPHANE‹‹


ANKET
İnternet sizce? 
 Bilgi kaynağı
 İletişim aracı
 Vakit geçirme yolu
  
 
Aksiyete Bozuklukları
 

Anksiyete batı dillerinde yaygın bir kelimedir ve dilimizde kaygı, sıkıntı kelimelerine karşılık gelmektedir. Yukarıdaki başlığı dilimize "kaygı bozuklukları" olarak çevirebiliriz. Ama anksiyete kelimesinin içerdiği anlam bundan fazladır. Dilimizdeki endişe, evham, daralma, bunaltı, afakan, stres kavramları da anksiyetenin içinde kapsanır. Bu nedenle anksiyete terimini yazımız boyunca kullanma gereğini duyuyoruz.

Anksiyete bir duygudur. Tüm duygular gibi tarifi zordur ve herkes tarafından farklı hissedilebilir. Çoğu kez korkuya, kötü bir şey olacakmış gibi bir endişeye ya da bilinmeyen bir şey tarafından kuşatılmış gibi hissedilen bir baskıya benzeyebilir. Hafif bir tedirginlik duygusu, huzursuzluk, gerginlik gibi de olabilir. Bu duygu bir tür ruhsal ağrı gibi de tarif edilebilir. Bu insana öyle bir ruhsal azap verebilir ki bir çok insan bu duyguyu hissetmektense fiziksel bir ağrı ya da hastalığı buna tercih edebilir. Fobilerde ya da panik atakta olduğu gibi çok keskin bir korku gibi de hissedilebilir. Bu da çok rahatsız edicidir.

Psikiyatride anksiyete bozuklukları başlığı altında şu bozukluklar bulunmaktadır:
- Obsesif, kompulsif bozukluk -saplantı zorlantı bozukluğu-
- Panik atak
- Fobiler ( özgül ya da sosyal )
- Post-travmatik stres bozukluğu

Bu bozuklukların hepsinde anksiyete bir şekilde yer alır ya da rol oynar. Aslında diğer birçok hastalık ya da problemde anksiyete bir şekilde yer alır. Örneğin; depresyonda sabah anksiyeteleri, psikozlardaki anksiyeteler ya da stres bozukluklarındaki anksiyeteler gibi .

Psikiyatride hala sınıflama ve terminoloji sorunları yaşanmaktadır. Bunun başta gelen nedeni hastalarımızın ya da hastalıklarımızın çok karmaşık olmasıdır. Bu arada sıkça kullandığımız bozukluk kelimesine de açıklık getirmekte yarar var. Bozukluk -disorder, hastalık- disease kelimesinden daha farklı anlam içerir. Bozukluk bir işlevin işleyişinde ortaya çıkan aksaklığı ya da sapmayı vurgular. Hastalık ise eni -konu , boyutları, gidişatı, neden- sonuç ilişkileri ve tedavisi daha belirlenmemiş bir durumdur. Bu nedenle panik atağı olan bir bireye de panik bozuklu birey demek panik hastası demekten daha uygundur. Bir çok alanda tümüyle normal olan bu kişi negatif duygulara ve yoğun sıkıntıya neden olan bir duygu düşünme bozukluğu yaşamaktadır ve bu durum zaman zaman sosyal işlevlerini de bozabilmektedir.

Anksiyetenin nedeni nedir ve neden bazı kişilerde diğerlerinden daha yoğun ve aksaklık yaratacak düzeyde yaşanır?
Bu soruların yanıtı henüz açık olarak verilememektedir. Özellikle birinci sorunun yanıtı psikiyatri dışı bilim dallarını da işin içine sokar. Sosyoloji, felsefe, biyoloji, antropoloji bunlardan bazıları. Örneğin ünlü filozof Heideger'e göre insan doğuştan sıkıntıdır ve hayatı boyunca hep sıkıntılı kalacaktır. Buna varoluş sıkıntısı der. Nedeni de insanın varoluşuna bir anlam bulamamasıdır. İnsana göre, kalemin amacı yazmak, kağıdın amacı yazılmaktır. Bitkilerin ve diğer canlıların da amacı vardır; en azından besin zincirini tamamlarlar. Ama insanın belirlenmiş bir amacı yoktur. Kendini hep tarif etmeye, hayatına anlam yüklemeye çalışır ama çoğu zaman anlam arayışına geri dönmek zorunda kalır Heideger'e göre. Bu görüş belki tüm insanların neden zaman zaman nedenini bulamadıkları sıkıntılar yaşadıklarını açıklayabilir.

İnsanın sosyal bir varlık olduğu için dürtülerini baskılamak zorunda kaldığı bu yüzden anksiyeteli olduğu -süperego, id anksiyeteleri-, erkek çocukların penisini kaybedebileceği için (kastrasyon anksiyetesi), küçük çocukların ailelerinden ayrı düşebileceği için anksiyete yaşadığı (seperasyon anksiyetesi) gibi birçok teori vardır. Sonuç olarak genelleme yapılmaya çalışıldığında açık ve kesin bir yanıt yoktur. Ama kişiye özel ele alındığında yanıt bulmak daha kolaylaşır.

Bu yüzden ikinci soruya -neden ben?- yanıt oluşturmak daha kolaydır. Neden bazı kişilerde anksiyetenin yoğun olduğunun daha kesinleşmiş nedenleri vardır. Bu nedenler genelleşemez kişiye özel kalır. Örneğin bir bireyde kötü çocukluk deneyimleri, bir diğerinde biyolojik yada genetik faktörler etkili bulunabilir.

Anksiyete bozukluklarından birinden muzdarip olan bir kişinin bunlardan daha önemli bir sorusu vardır. ''Ben bu sıkıntıdan nasıl kurtulurum?''. Bu üstelik acil yanıt bulunması gereken bir sorudur. Psikiyatri bu konuda epey yol almıştır. İnsanların yaşadığı anksiyete sorunları çok büyük oranda azaltılabilmektedir. Anksiyeteyi yenme için birçok psikoterapi tekniği ve ilaçlardan yararlanmaktadır. Öncelikle psikoterapiyi ele alırsak; psikoterapi tekniklerini kabaca ikiye ayırabiliriz. Analitik yaklaşımlarda bireyin psikolojik kurgusu içinde nedenler araştırılıp anlaşılmaya çalışılır. Diğer yaklaşım ise nedeni çok önemsemeyip yeni düşünce ve yaklaşımlar üreterek var olan sorunu yenmeyi hedefleyen yöntemleri kullanır. (Davranışcı ve kognitif yaklaşımlar)

Anksiyetenin bileşenleri önemli ve karmaşıktır. Örneğin obsesif kompulsif bozukluklu bir bireyi ele alalım. Bu kişi hep ellerinin kirli olduğunu düşünmektedir. Bu yüzden yoğun anksiyete yaşamaktadır. Kişi ellerini yıkayarak anksiyetesini azaltmayı düşünür. Bir süre bu sistem yararlı olur.

Ama sürekli anksiyete ürediği için el yıkama sayısı artar. (günde 20- 30 kez) Ardından ellerini sık yıkadığı için anksiyete yaşamaya başlar. Bu durumda iki türlü yaklaşılabilir. Ya kişinin saplantısını tedavi ederek ya da el yıkamalarını azaltarak anksiyeteyi azaltırız. Ya da anksiyeteyi bir yolla azaltarak saplantı ve zorlantıları azaltabiliriz. Bunları yapmak terapist için kolay da olabilir zor da.

İlaçlar konusunda gelişmeler giderek artmaktadır. Kuvvetli anksiyete giderici ilaçlar
(anksiyolitik) vardır. Ama bunların çoğu yeşil reçetelidir ve bağımlılık riski vardır.
İkinci bir seçenekte antidepresanlardır. Antidepresanların düşük dozda kullanımları ile anksiyete giderici etki sağlanabilir. Bu ilaçların doktor kontrolünde uzun kullanımında risk yoktur. Anksiyotilik etkili başka ilaçlar da vardır.

Gevşeme egzersizleri, soluma teknikleri, spor da anksiyeteyi azaltmak için yararlıdır. Sonuçta anksiyete gerek terapi yaklaşımları gerek ilaçlarla % 95 oranında azaltılır ya da ortadan kaldırılır. Tam bir başarı elde edilemeyen durumlarda ise bireyin en azından rahat, huzurlu periyotları olması da kazanımdır. Birazcık anksiyetenin de hiçbir zararı yoktur. Birçok insan anksiyeteli dönemlerinde yaratıcı olur ya da hayatında yapması gereken değişiklikleri gerçekleştirir. Ama yüksek anksiyete daima ketleyicidir. Azaltmak için çare aranmalıdır.
 
www.ruhsagligi.com


ALT KONULAR  
Fobiler
Obsesif Kompülsif Bozukluk
Panik Atak
Yaygın Anksiyete Bozukluğu
Kişilik Bozuklukları



  
>> SAYFA BAŞINA DÖN <<